|
YERYÜZÜ YETİMLERİ İÇİN KLAS DURUŞ: İHH |
Yetimliği yüceltmeye gerek yok. O Allah’ın sevgilisiydi ve yetimdi. O bizim efendimizdi ve yetimdi. Savaşırken, konuşurken, gülümserken, kızarken ve sakinken...
Ve daha doğduğunda ve oğlunu toprağa verirken, ağlarken, peygamber olmadan önce ve sonra... Yetimdi. Bir savaş, bir deprem, bir durum sonrasında dünyanın ortasında yapayalnız kalan birini düşünüyorum. Bu yapayalnız biri ben de olabilirdim, sen de. Senin çocuğun da... Büyük bir boşlukta küçük bir çocuk. Kim tutacak ellerini o çocuğun? Bir enkazın ortasından dünyaya ve bize endişeyle bakan, korkuyla bakan çocuğa kim elini uzatacak?
Sen değilsen kim? Ben değilsem kim?
Diyelim ki hiç bakmadık, rahatımızı hiç bozmadık. Ama içimizin büyük düzenini bozmuş olmaz mıyız o zaman? Hiç bakmadığımızda o çocuklara, o yetimlere... Kör olmaz mıyız?
Hayatında bir yetimin başını okşamamış bir insan olabilir miyiz hiç? Bir sürü lüzumlu-lüzumsuz şey yapmış ama bir yetimin başını okşamamış bir insan olarak bu dünyadan geçip gitmek mümkün mü? Mümkünse uğurlar olsun. Değilse İHH seni, beni ve hepimizi bir yetimin başını okşamaya çağırıyor. Dünyanın acısı büyük ve derin yerleri, ve o yerlerde kimsesiz yetimleri var. İHH insanî ve vicdanî bir eylem planı ile bu yetimlere ulaşmış durumda. Şimdi bize düşen İHH’nın yanında olmak. Bunu yapabiliriz. Kimimiz aktif bir görev alarak, kimimiz yapacağımız maddî yardımlarla ve kimimiz içten bir dua ile...
Belki de budur dünyayı tersine çevirecek şey. Nereden bilebiliriz bunu. Bir akşam yemeğini dışarıda yemediğinde; üç gün arabanı kullanmadığında; cüzdanını hayatta bir defalığına boşalttığında ya da ne bileyim dönüp derin, çaresiz bir çift göze şöyle bir baktığında senin için pek bir şey değişmeyebilir ama bir yetim için çok şey değişir ve şüphen olmasın, bu değişim seni de sarıp sarmalar, değiştirir. Burada ve orada. Şimdi ve sonra…
Hep böyledir. Geçip giderken bir şey yaptığımızda da, yapmadığımızda da... Geçer gideriz. |